Spor medyası, sportif kültüre katkı sağlamalı

Medya yani gazeteler, dergiler, televizyonlar, radyolar, internet gibi kitle iletişim araçları günümüzde yasama, yürütme ve yargı erklerinin yanında dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen, halkın haber alma özgürlüğü ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından son derece önemli bir erktir. Özellikle 1990’lardan sonra teknik imkanların gelişimi, küreselleşme, bilgisayar ve internet ile sosyal medyanın gelişimi medyanın gücünü daha da arttırdı.

Medya kuruluşlarının, gelir ve kar elde etmelerinin yolu yüksek reyting, tiraj ve izlenmeden geçiyor. Medyanın yüksek reyting ve tiraj elde etmesinin baş aktörlerinden birisinin de spor ve özellikle de futbol olduğunu, bu nedenle medyanın artan oranda futbola ilgi duyduğunu ifade etmek yanlış olmayacak. Ülkemizdeki spor medyasının da futbola dayalı bir gelişim gösterdiği, futbolun reyting ve tiraja etkisinin görülmesiyle futbol haberleri için ayrı sayfalar ayrıldığı, bu sayfaların zaman içinde arttığı, futbol haberlerinin sık sık manşetlere taşındığı, futbol eklerinin hazırlandığı, poster ve bayrak gibi promosyonlar verildiği, futbola odaklı spor gazeteleri ve dergilerin yayınlandığı, bunların bazılarının önemli tirajlar elde ettiği görülüyor.

Medya’nın futbola ilgi göstermesi, “spor yazarlığı” mesleğinin de önemini ve popülaritesini artırdı. Ayrıca, “spor yorumculuğu” da zaman içinde önemli bir işkolu haline geldi, spor yazar ve yorumcusu sıfatını kullanan kişiler çoğaldı. Bunun yanı sıra aslen spor yazarı olmayan, ekonomi ve siyaset gibi konularda köşe yazarlığı yapan bir çok gazetecinin de zaman içinde artan oranda futbola ilgi duydukları, futbol ile ilgili yazılar yazdıkları ve diğer konuları yazarak elde edemedikleri popülariteyi bu sayede artırdıkları görülüyor.

Fakat, medya yöneticileri, spor yazar ve yorumcularının futboldan daha fazla yararlanabilmek, daha fazla tiraj ve reyting elde edebilmek amacıyla yaptıkları haberlerin,  konuşmaların ve eylemlerin, hem sportif hem de toplumsal açılardan pek çok olumsuz sonuçlara neden olduğunu da ifade etmek gerekiyor.

Yalan, yanlış ve kasıtlı haberler

Medya’da karşılaşılan önemli sorunlardan birisinin yalan, yanlış ve kasıtlı haberler olduğunu ifade etmek yanlış olmayacak. Yeterli araştırma yapılmadan yayınlanan, kaynağı belirsiz ve doğru olmayan haberleri, masa başında hazırlanmakla birlikte stadyumda izlenmiş gibi kaleme alınan yazıları, gerçekte olmamasına rağmen yapılmış gibi yayınlanan ropörtajları ve fotomontaj resimleri bu kapsamda sıkça karşılaşılan örnekler olarak belirtmek mümkün. Bunların yanı sıra kulüpler, başkanlar veya yöneticileri kötülemek, yıpratmak veya kişisel çıkar amaçlarıyla kasıtlı olarak yapılan yalan haberlerle de sıkça karşılaşılabiliyor.

Bu haberler nedeniyle kişiler ve kulüpler zaman zaman önemli sıkıntılarla karşılaşıyor, yalan haberler taraftar ve spor kamuoyunu doğru olmayan beklentilere sokuyor, kulüp yalan haberlerin doğru olmadığına ilişkin spor kamuoyunu ikna etmek için çaba harcamak durumunda kalıyor, kulüpler, başkanlar ve yöneticiler kasıtlı haberler nedeniyle itibar ve gelir kayıplarına uğruyor.

Yıkıcı eleştiriler ve kişilik haklarına saldırılar

“Eleştiri”, gerek kurumsal, gerekse de kişisel gelişimin temel anahtarıdır. Eleştiri, yapılan yanlışlıkların fark edilmesine imkan tanıyarak, yanlışlıkların tekrarlanmasının önler, kişiler ve kurumları doğru faaliyetlere yönlendirerek önemli faydalar sağlar. Medyanın en önemli fonksiyonları arasında “eleştirmek” ve “olaylara eleştirel bakmak” olduğu da gerçektir.

Fakat, eleştirilerden beklenen faydanın elde edilebilmesi için eleştirilerin “yapıcı”, yani yol gösterici, kılavuzluk edici ve öğretici nitelikte olması önem taşıyor. Oysa ülkemiz spor medyasında “yapıcı” eleştirilerden çok daha fazla “yıkıcı” ve “ağır” eleştirilere yer verildiğini ifade etmek yanlış olmayacak. Yol gösterici ve yapıcı olmayan, yalnızca kötülemeye odaklı ve abartılı eleştiriler, futbolcu ve teknik direktörleri başarısızlığa sürükleyen önemli etkenler arasındadır.

Ülkemiz spor medyasında sıklıkla karşılaşılan aksaklıklardan birisi de eleştirilerin yapılan iş ile sınırlı kalmayarak, “kişilik haklarına saldırı” boyutuna geçmesidir. Kişilik haklarına yapılan saldırıların bazen inanılmaz boyutlara taşındığı, seviyesizce yorumlarda bulunulduğu, hakaret ve iftira ölçüsünde sözler söylenildiği, kapasite sorgulamalarının yapıldığı görülmektedir. “Futbolcu değil, zaten adam da değil, hoca değil, kaleci değil, renk körü, ben bile o golü atarım, stajyer, yaşlı, bilmemne suratlı, sahtekar” gibi bir çok söylemi bu kapsamda ifade etmek mümkündür. Eleştiri ile iftira ve hakaret çoğu zaman birbirine karıştırılmakta, hakaret ifadeleri “eleştiri” sözcüğüne sığınılarak meşrulaştırılmaktadır.

Çok doğal insani hatalar nedeniyle, futbolcular ve teknik direktörler acımasızca eleştirilmekte, küçük düşürülmekte, saygınlıkları zedelenmekte, “transfere harcanan paralarla doğru orantılı başarı” gibi yüzeysel mantıksal çıkarımlarla insanların “hak”ları belirlenmektedir. “O kadar para alan futbolcuların başarısız olmaya hakları yoktur, o golü atamayan futbolcunun o formayı giymeye hakkı yoktur, bu kadroyu kim olsa şampiyon yapar” gibi yaklaşımlarla yoğun şekilde karşılaşılmaktadır.

En küçük başarısızlıklarda yönetici, teknik direktör ve futbolcu kelle avcılığı yapılmakta, hemen hemen her yeni gelen kısa sürede “gönderilmeli” eleştirileriyle karşılaşmaktadır. Spor ve özellikle de futbol medyası sürekli eleştirmeye, kötülemeye, istifa önermeye, yeni birilerini getirmeye, getirilince onu kötülemeye ve göndermeye çalışan bir görüntü sergilemektedir.

Bütün bunlar sportif alandaki istikrarsızlıklara önemli etkilerde bulunduğu gibi, camialar arasında ayrışmayı artırmakta ve sportif kültürümüzün gelişmesine engel olarak toplumsal açıdan önemli sorunların oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yalan, yanlış ve kasıtlı haberler yerine kulüplere ve sporun tüm paydaşlarına yol ve yön gösterici, araştırmaya ve bilgiye dayalı doğru haberler yapılması, yıkıcı eleştirilerin yerine yapıcı eleştirilere ağırlık verilmesi, haber ve yorumlarda kişilik haklarına özen gösterilmesi önem taşıyor. Bu alandaki gelişim spor kültürümüzün gelişmesine imkan sağlayacağı gibi, ülkemiz sporunun ve futbolunun daha ileriye taşınmasına da katkı sağlayacaktır.

Gürdoğan Yurtsever

 

Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE)

Yönetim Kurulu Başkanı

www.fenerbahcekitap.com

www.icdenetim.net

admin@fenerbahcekitap.com

Fenerbahçe Dergisi’nin 2015 Ekim sayısında yayımlanmıştır.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.