http://www.derinfutbol.com/wp-content/uploads/2011/09/football-money.png

2000’li yıllardan sonra Fenerbahçe’de görülen önemli gelişmelerden birisi de “dünya kulübü olma” hedefinin belirlenmesidir. Bu yıllardan itibaren başkan ve yöneticiler tarafından bu hedefin üzerinde önemle ve ısrarla durulduğu, her fırsatta dile getirildiği görülüyor.

Taraftarlara yönelik popülist bir söylem gibi görünse de “dünya kulübü olmak” hedefinin belirlenmesini, Fenerbahçe’nin günümüzde sağladığı büyüme ve gelişmenin en önemli “yapıtaşlarından birisi” olarak görmek yanlış olmayacak.

Dünya kulübü olmayı başarmış kulüplere bakıldığında temel olarak 3 ortak noktalarının olduğu görülüyor. Birincisi “tarihleri”. Bu kulüplerin genel olarak 100 yılı aşan tarihleri bulunuyor. İkincisi “taraftar sayısı”. Bu kulüpler gerek kendi ülkelerinde ve gerekse de tüm dünyada büyük bir taraftar kitlesine sahip. Üçüncüsü ise “ekonomik güçleri”. Bu kulüplerin büyük gelirleri ve bütçeleri bulunuyor. Sahip oldukları marka değeri nedeniyle büyük tutarlarda lisanslı ürün, kombine, yayın ve sponsorluk gelirleri elde edebiliyor, bu şekilde gelirlerini her yıl daha da artırıyor ve ekonomik açıdan diğer kulüplerle aralarını açıyorlar.

Kulüplerin sezon içinde elde ettiği gelirler üzerinden yapılan “para ligi” gibi ekonomik araştırmalar bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Bu ligin gediklileri olan ve genellikle ilk 10’u içinde yer alan Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih, Manchester United, Arsenal, Chelsea, Milan, Juventus gibi kulüplerin gelirleri ile diğer kulüplerin gelirleri arasındaki uçurum giderek büyüyor.

Zaman zaman sportif başarısızlıklar yaşasalar da “dünya kulübü” olarak nitelendirilen bu kulüplerin büyüklüklerinin etkilenmediği, taraftar desteğinin her dönemde sürdüğü, maçları en fazla izlenen takımlar oldukları, gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanmadığı, bu nedenle kısa zaman içinde tekrar sportif başarıları elde etme refleksi gösterebildikleri görülüyor.

100 yılı aşan “tarihi geçmişi” ve dünyanın her tarafına yayılmış “milyonlarca taraftarı” Fenerbahçe’nin zaten her dönemdeki en önemli “mukayeseli üstünlükleri” olmuş, bunlar elde edilen bir çok başarıya yadsınamaz katkılarda bulunmuştur. Özellikle taraftarların kulübe bağlılık düzeyinin yüksekliği ve maddi açıdan büyük desteği, kulübü her dönemde ayakta tutan temel faktörler olmuştur.

Bununla birlikte, dünya kulüplerinin bütçeleri ile kıyaslandığında Fenerbahçe’nin bütçesi yakın zamana kadar oldukça küçük kalıyordu. Bu da Fenerbahçe’nin “dünya kulübü” olmasının yolunun, gelirlerini ve dolayısıyla bütçesini artırmaktan geçtiğini ortaya koyuyordu. Fenerbahçe “dünya kulübü” olmak istiyorsa, ekonomik gücünü artırmak ve bütçesini bu kulüpler seviyesine yükseltmek durumundaydı.

Fenerbahçe’nin 2000’li yıllardan itibaren bu gerçeği görerek, gelirlerini ve bütçesini artıracak faaliyetlere önem ve öncelik verdiği görülüyor. Stadyumun yenilenmesi, bir çok yeni tesisin yapılması, lisanslı ürün satışı amacıyla Fenerium markasının oluşturulması, çeşitli alanlarda faaliyet gösteren şirket kuruluşları, sponsorluk gelirlerini artıran çalışmalar, Fenercell, Fenerbahçe kart gibi gelir getirici pek çok proje Fenerbahçe’nin gelirlerini ve bütçesini geçmiş dönemlere göre kat kat artırdı.

Yapılan bu çalışmalar sayesinde Fenerbahçe, 2007-2008 sezonunda Avrupa’da en fazla gelir elde eden kulüplerin yer aldığı “para ligi”ne 19.sıradan girmeyi başardı. Bu lige giren ilk Türk kulübü olmasının yanı sıra, bu başarıyı asıl anlamlı kılan Fenerbahçe’nin İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya, Fransa’dan oluşan Avrupa’nın 5 büyük liginin dışında “para ligi”ne giren ilk kulüp olmasıdır. 2012-2013 sezonunda ise 18. sırada kendisine yer buldu. Fenerbahçe bu ligde henüz istikrarlı bir şekilde tutunamasa da, yapılanların doğruluğunu ortaya koyan bu sonuçlar, gelecek adına umutlu olmaya neden oluyor.

“Dünya kulübü olmak” hedefinin belirlenmesi, uzun yıllarca en uzun vadeli hedefi “şampiyonluk” olan Fenerbahçe’nin yönünü “ulusal” alandan “uluslararası” alana yönelterek çok önemli bir işlev gördü. Önünü ve ufkunu açtı, kendine getirdi. Dünya kulübü olmanın tesisleşmeden, büyümeden, zenginleşmeden, markalaşmadan, çağdaşlaşmadan geçtiği gerçekleri dikkate alındığında Fenerbahçe’nin yönü de böylece belirginleşti.

Bu süreç, Fenerbahçe’yi sezonluk veya maçlık başarılar ile yetinen kimliğinden uzaklaştırdı, tarihinde ilk defa uzun vadeli planlamalar ve yatırımlar yapmasına imkan tanıdı. “Dünya kulübü olmak” hedefini gerçekleştirmek amacıyla yapılanlar sayesinde Fenerbahçe kurumsal açıdan daha güçlü hale geldi. Bunun katkısıyla ulusal ve uluslararası alandaki sportif başarılar da giderek artmaya başladı.

Fenerbahçe büyüyen kurumsal yapısıyla, dengeli ve artan gelirleriyle, geleceğine yönelik en fazla proje üreten kulüp yapısıyla, “dünya kulübü” olma yolunda son 10-15 yılda önemli bir başlangıç yaptı. Bu yolun çok zor ve uzun soluklu bir mücadele gerektirdiği, yapılması gereken bir çok şeyin olduğu açıktır. Fakat yapılan bir çok şeyin olduğu da ortadadır. Yapılanlar sayesinde Fenerbahçe’nin “dünya kulübü” olma hedefi “hayal” olmaktan çıkmış, gerçek bir düzleme oturmuştur.

Fenerbahçe’nin bu hedefini başarmasının yolu, gelirlerini ve bütçesini daha da fazla büyütmesinden, bu konuda yeni projeler geliştirmesinden, kurumsal yapısını güçlendirmesinden ve uluslararası alanda daha istikrarlı sportif başarılar elde etmesinden geçiyor.

Gürdoğan Yurtsever

Tekstil Bankası A.Ş.
İç Kontrol, Uyum ve Mevzuat Başkanı/
Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE)
Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Yrd.
www.fenerbahcekitap.com
www.icdenetim.net
admin@fenerbahcekitap.com

Fenerbahçe Dergisi’nin Mart 2014 sayısında yayımlanmıştır.

http://www.fenerbahce.org.tr/detay.asp?ContentID=38732

Comments are closed.